Pandemi etimolojik köken olarak Eski Yunanca’da “tüm” anlamına gelen “pan” ve insanlar anlamına gelen “demos” kelimelerinden türetilmiştir. Mitolojide Yunan Tanrılarından biri olan doğa tanrısı Pan , ormanlarda avlanan ya da oralardan geçen insanların önüne aniden çıkıp onları korkuturmuş. (Panik kelimesinin de buradaki aşırı korkma durumundan geldiği rivayet edilir.) Oğlak burcunun mitolojideki yansıması olan yarı insan yarı keçi formundaki Pan, boynuzları ile şeytani bir figür olarak görülür. Tarotta 15 numaralı Şeytan kartı da aynen böyle tasvir edilir ama bir farkı vardır o da devasa yarasa kanatları!
2 Aralık’ta Jüpiter’in , 16 Şubat’ta da Mars’ın Oğlak burcuna geçmesi ile beraber meydana gelen gezegen toplanması ve yine önce Satürn, sonrasında da Mars ve Jüpiter’in Plüton kavuşumları ile hastalığın çıkışı ve yayılması başka bir boyuta ulaştı.
Oğlak ve Kova burçlarının yöneticisi Satürn eski astrologlar tarafından en büyük kötücül yani şeytan olarak görülürdü. Oğlak burcundaki serüveni; dünyavi zevkler ve hırsları, stratejik ve bencilce planları, baskıları, köle gibi çalışılan bir sistemi, maddi bağımlılıklar ile ilgili durumları fazlaca vurgulamışken, Satürn Oğlak manasını en iyi şekilde anlatan izolasyon, yalnızlık ve inzivayı da son derecelerinden geçerken ayyuka çıkardı. Her Satürn Oğlak geçişi böyle değildir ama ağır hareket eden gezegenlerin bu kadar yakınlaşması her zaman olmaz. Ayrıca hastalığın kuzey yarım küre için Oğlak dönencesi civarında duyulmaya başlaması ve o tarihlere yakın Oğlak burcundaki Güneş tutulması ile kendini göstermesi de ayrı bir konu.
Şimdi yukarıdaki bilgilere bakıp Oğlakları zan altında bırakmayalım. Her arketipin iyi ve kötü yanları vardır. Burada bahsedilen konu ve Pan ile sembolize edilenler bu burcun hiç bir şeyi beğenmeyen mükemmeliyetçi yanı, akıl oyunları ile kurnazca kazanma hırsı, maddeye ve dünyaya aşırı bağımlı olan tarafıdır. Ayrıca gördük ki doğa tanrısı Pan, pandemi zamanında bizi tabiattan da izole ederek, doğanın kendine gelip yenilenmesine ve hayvanların daha özgür bir süreç yaşamalarına da yardım ediyor.
Yine Yunan mitolojisinde yaratılan ilk kadın olan Pandora; “bütün armağan” ya da “tanrıların armağanı” anlamına geliyor. Zeus tarafından insanlığı cezalandırmak için hazırlandığına inanılan Pandora’ya emanet edilen ve açılması yasak olan kutunun; merakına yenik düşen güzeller güzeli Pandora tarafından açıldığı ve bir anda dünyaya kötülük, hastalık, keder ve yalan yayıldığı anlatılır. Kutunun kapağını son anda kapayan Pandora, kutunun içinde kalan son şey olan kelebek gibi, herşeyin iyi olacağına dair insanın içindeki umudu kaybetmemeyi anlatıyor ve astrolojide de astreoid olarak benzer sembolizma olarak kullanılıyor. Unutmayın açılmaması gereken kutuyu açmıştı bu güzel kadın.. Tıpkı yasak meyvayı yiyen Havva gibi…
Diğer bir astreoid olan ve Pan kökünden gelen Panacea da Yunan mitolojisinde bir şifacı tanrıça olarak ismi geçiyor. Anlamı ise “her derde deva olan ilaç, evrensel bir çare”.
Mitoloji, efsane, tarihi hikayeler, ezoterim, sembolizm, okültizm, tarot, astroloji vs.. Hepsi bize birşey anlatıyor ve işaret ediyor. Çünkü hepsi kollektif bilinçten gelen kadim bilgiler. Farklı isimler ve hikayelerle günümüze kadar gelmiş çeşitli kültürlere ait benzer konular dünyanın varoluşundan beri süre gelen bir dengeyi, bir döngüyü anlatıyor.
Pan, Pandora, Panacea ve Pandemi … Pan köküne bakınca “tüm”‘ü görürüz, birliği görürüz.. Kötülüğü getiren de, yayan da, umudu verip şifasını bulan da aynı kaynaktan besleniyor. Hayır da şer de aynı yerden geliyor… Derdi veren Yaradan devasını da veriyor. Dert ile deva arasındaki süreç ise, işte o bize sınav oluyor.

