ELEMENTLERİN VARLIĞIMIZDAKİ AÇILIMI

Kadim ilim ve bilgeliklere baktığımız zaman doğayı ve ondan aldıkları ilhamla elementlere olan ilgilerini görürürüz. Doğayla içiçe yaşayan insanoğlu gözlem yaparak, deneyimleyerek pek çok şeyin idrakine vardı. Ne ironiktir ki, gümüzde tüm bu bilgiler aşikarken, açıkca önümüzde duruyorken farkında bile değiliz. Uyanış ve farkındalık küçük anlardır, bu anlar birikerek daha anlamlı ve yüksek bir seviyeye ulaşır. Tüm medeniyetlerde kendine yer edinen ve en fazla bahsedilen konulardan biridir elementler. Zamanın önde gelen hekimleri, şifacıları hastalığa deva ararken hastalığın micazına (elementlerin temel yapısı olan; soğuk, sıcak, kuru, nemli tabiatlar) bakmış ve bunları bünyesinde bulunduran bitki, ot, meyve, maden vs ne varsa biraraya getirip bazen ateşte kaynatmış, bazen ezip macun yapmış, bazen de bir sıvının içinde bekletmiş ve sonuç olarak da bir çoğu günümüze kadar gelmayi başarmış ilaçlar bulmuşlar.

Tüm bunlara baktığımızda elementlerin (su, hava, ateş, toprak) varlığının ve tanımlarının insanın doğasını, var oluşunu anlattığına tanık oluruz. Çok basit bir mantıkla düşünürsek; Ateş canlılık ve hayat demektir, ölmüş bir insanın bedenin soğuduğunu biliyoruz ya da güneşli havalarda nasıl da enerjik ve dinç hissediyoruz. Nefes almadan (havasız) bir kaç dakikadan fazla yaşayamayız ve astrolojide hava muhabbet, iletişim,ilişki ve uzlaşma demektir bu da insanın sosyalleşmeden tek başına yaşamasının ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Su içmeden bir kaç günden fazla yaşamak mümkün değil, su empati, sevgi ve şefkat demektir, sosyalleşsek de hoşgörüsüz bir toplum ayrışmaya mahkumdur. Toprak maddi olan, içindeki tüm besini, madenleri ile bize hizmet edendir, yemek yemeden ya da bizi dış ortamdan koruyacak ihtiyaçlarımızı karşılamadan fazla yaşayamayız. Bu kadar basit aslında..

Önce “varlığımızın idraki ve hayatta kalma dürtüsü ; Ateş“, “bedensel ihtiyaçlar ve barınma ; Toprak“, “birarada yaşamayı öğrenme, iletişim, adaptasyon, yenilik; Hava“, “hoşgörü ve empati kurmanın getirdiği sevgiyle ve insanca yaşama ve inanç geliştirme; Su“. Sonrasında insanoğlu bu temel ihtiyaç ve durumlara yenilerini ekledi: “Hırs, kibir, güç savaşı; Ateş“, “dünyevi zevkler ve mal, mülk düşkünlüğü; Toprak“, “yüzeysel ilişkiler, yozlaşmış toplum bilinci, yalan haber ve bilgiler, saklanan gerçekler; Hava“, “inançları yüzünden dışlananlar, kıskançlık ve sevgisizlik denizinde boğulanlar, inançla kandıranlar; Su“…

Photo by Tomu00e1u0161 Malu00edk on Pexels.com

Elementler binlerce yıldır olduğu gibi günümüzde de çeşitli ritüellerde, çalışmalarda, meditasyonlarda vs kullanılıyor. Biliriz ki kötü anıları bir kağıda yazıp ateşle yakarak yok edebiliriz ki fiziki yokoluş bilinçaltımızda da bu kayıtların silindiğini hissettirir. Dilek tutacağımız zaman çabuk olsun diye mum üfleriz. Ateş eyleme dönüştürmeyi, hava da o eylemin hızla olup bittiğini anlatır. Mum yakmak, yani ateş elementi ile çalışmak bir şeyi başlatmak, hızlandırmak ve eyleme dökmek demektir. Biliyoruz ki medeniyet dediğimiz de ateşin bulunması ile başladı.. Sadece ısınma ve yemek için değil, madenlere şekil vermek, haberleşmek, savaşmak vs.. için ateşi kullandık.

Su dünyadaki en yaygın ve en iyi çözücüdür. Suyla etkileşime giren bazı maddeler ya çözülür, ya yumuşar ya çürür ya da ayrışır. Bazen de arındırmak, temizlemek için suyu kullanır hatta içinde bekletiriz, tıpkı çamaşırları ya da sebzeleri beklettiğimiz gibi. Vücudumuzu hem içten hem de dıştan temizlemek için suyu kullanırız. Kristalleri akan suda yıkar, rüyalarımızı akan suya anlatırız… Suyun astrolojideki anlamlarından biri de empati ve hoşgörüdür. Eğer hayatınıza empati, hoşgörü ve sevgi katarsanız sorunlardan çözülür, yumuşar ve arınırsınız. Suyun hafızası olduğunu kanıtlayan Japon bilim insanı Dr. Masaru Emoto sayesinde söylediğimiz herşeyin bedenimize de etki ediyor olduğunu öğrendik. Suya ne yüklersek o enerjiyi alıyor ve o frekansta kalıyor. Su grubu burçlarının etraflarındaki olaylara ve kişilere karşı aşırı duyarlı olması ve ortamın enerjisini çekmeleri de bundan olsa gerek.

Photo by Cole Keister on Pexels.com

Havanın olmadığı yerde yaşayamayız ki aynı zamanda sesleri algılayamaz ve konuşamayız. Havanın olmadığı uzayda sesleri algılayabilmek için ancak radyo dalgaları ile ölçüm yapıp onları sese dönüştürebiliyoruz. Hava astrolojide bilgi, fikir, iletişim ve sosyallik demektir ve insanları birbirine bağlayan kuvvetli bir unsurdur. Hava olmasa ateş yanmaz, medeniyet olmazdı. Hava olmasa su yüklü bulutlar taşınmaz, kuru toprak canlanmaz ve doğa olmazdı. Havayı göremeyiz tıpkı fikirlerimizi, düşüncelerimizi göremediğimiz gibi ama var olduğunu bilir ve hissederiz. Nasıl ki nefes almayı durduramıyorsak düşünmeyi de durduramayız. Zihnimiz sürekli fikir üretir, bilgi edinmek ister, oyalanmak ister. Nefes alıp vermek de yaradan tarafından otomatik hale getirilmiştir. Öyle olmasa sürekli nefes alıp vermeye odaklanacak va başka birşey düşünemez olacaktık ki meditasyonda nefese odaklanmanın amacı da budur. Hava bizi hem dünyaya hem de bilinmeyen alemlere bağlayan bir araçtır.

Toprak, içindeki tohumu koruyup saklayan, besleyen, büyüten ve binbir çeşit canlı ve cansıza ev sahipliği yapan, onları bir düzene sokan ve dünyayı muhteşem görmemizi sağlayan doğayı bize sunandır. Toprak ana, doğa ana her ne dersek diyelim ondan gelen hediyeleri ya da bize sunduklarını çok severiz. Topraktan çıkanlar bizi hem besler, hem ilaç olur… Kömür çıkarır ısınırız, elmas çıkarır takı yaparız, petrol ve maden ile hem medeniyet getirir hem de paylaşmamak için savaşırız. Hıdırellezde dileklerimizi toprağa çizeriz gerçek olsun diye.. Kristalleri toprağa gömeriz ya da ayakkabıları çıkarır geziniriz ki toprak tüm negatif yükleri alsın temizlesin. Ağaç diker meyve yeriz, ağaç keser kağıt yaparız.. Bize gerçekliğimizi veren, dünyaya bağlayandır toprak. Çalışmak ve üretmektir.

Herşeyin dozu önemlidir. Azı ilaç fazlası zehir. O nedenle, elementlerin de aşırısı zarar verir, eksikliği sorun yaratır. Mesela; Su olmazsa empati ve duygu olmaz ama fazla olduğunda tıpkı bir dev dalga gibi bizi içine çekip boğabilir veya derinlere dalıp vurgun yiyebiliriz yani hayallere dalıp gerçeklerden kopabiliriz. Ateşi düşünürsek bizi calandırır, harekete geçirir ama aynı zamanda yakıp kül edebilir yani fazla hırsla hareket edip gereksiz risk alabilir, kavgacı olabiliriz.. Hava dersen bilgiyi ve muhabbeti getirirken , fırtına veya hortum ile evimizi başımıza yıkabilir yani fazla muhabbet tez ayrılık getirebilir ya da yalan ve dedikodu ile başkasının hakkına girebiliriz. Toprak bir yandan dünyada yaşamamıza yardım ederken diğer yandan yer yerinden oynatıp bizi perişan edebilir yani fazla karamsar ve endişeli bir ruh hali ile çekilmez biri de yapabilir .. Yine bir parça toprak için kardeşi kardeşe düşman edip, altın madeni için cennet ormanları da yok ettirir…

Buraya kadar okuduysanız size aslında hep bildiğiniz şeyleri anlattım.. Ama bazen aradığımız cevaplar gözümüzün önünde durur. Bazen o kadar basittir işte.. Hayatta herşey bir ibret vesilesidir.. Ola ki görüp, anlayıp, ders çıkartalım…

“ELEMENTLERİN VARLIĞIMIZDAKİ AÇILIMI” için 2 yorum

  1. Geri bildirim: CAZIMI * ASTROBİKEM ASTROLOJİ DANIŞMANLIĞI

  2. Geri bildirim: ATEŞ ELEMENTİ DOĞASI * ASTROBİKEM ASTROLOJİ DANIŞMANLIĞI

Görüşlerinizi veya sorularınızı yazabilirsiniz :)

Scroll to Top

ASTROBİKEM ASTROLOJİ DANIŞMANLIĞI sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin