Her tutulmanın bir ruhu vardır ve bize tutulmanın özünü, manasını anlatır. Bu tutulmanın ruhu ise çok sağlam temelli, kuvvetli ve bir o kadar da sert. Çünkü bu tutulmada Oğlak burcunda hem gezegenlerin hem de önemli noktaların dizilimi ve kavuşumu söz konusu. Girişimci, güçlükler karşısında dimdik ayakta, başarı ve zafer odaklı bir tutulmayı karşılıyoruz. Hatta gerçek kökünü, özünü bulmak için gerekirse vatan ve yuva bildiğin topraklarından ayrılmanı isteyen bir tutulma… Kolay olmayacak, azim, istikrar ve adanmışlık gerekecek.
Güneş tutulmaları bir yeniaydır ve her yeniayda Mars; cesaret noktası ile kavuşum yapar yani her yeniay cesursa ilerlemek için bir başlangıçtır. Ruh noktası da ASC (yükselen) ve Şans noktası ile kavuşum yapar ki birbirlerine zıt olan iki noktadır ve yeniayda birleşirler. Bu tutulmada ruh ve Şans noktasına Güneş, A y ve Jüpiter de eşlik ediyor. İlahi olanla bağımızı anlatan bu üç gezegen öze dönmemiz ve gerçek topraklarımızda köklenmemiz için bize fırsat sunuyor. Sancılı bir öze dönüş bizi bekliyor, özgürlüğe yaklaştıkça korkular bizi sarıyor. Tıpkı aşkı ve kaybetme korkusunu aynı anda yaşamak gibi bir şey. Midede kelebekler uçuşurken sanki biri kalbimizi sıkıyormuş hissi…
Bize sunulan sınırlara alışmışken kapıların açılması ve özgürce seçim yapma fırsatı kararsızlık ve endişeyi de beraberinde getiriyor. Tam da bu zamanlar göçmek, yer değiştirmek, taşınmak, yuvadan uçmak gerekecek ya da hayatımız için önemli kararların arifesinde olacağız. Rahatlama öncesi bunalım gibi… Doğum sancısı çekmek gibi… Gelecek olanın ne kadar güzel ve kıymetli hatta şükür dolu olacağını bilmemize rağmen korkuyor, acı çekiyor ve bize uzanan yardım ellerinin değerini bile bilmiyoruz. Jüpiter Uranüs üçgeninin getirdiği özgürlük sancısı daha da büyüyor bu tutulmayla.
Oysa tüm bu çatışmalar, çekişmeler ve çabalar dışarıda değil de içeride verdiğimiz savaşın getirisi. Egoya karşı ruhun zafer kazanma süreci, öze dönme mücadelesi.
Jüpiter Yay’da bize hayaller kurdurdu, ümit verdi ve heyecanla atılmamız için yardım etti. Jüpiter Oğlak’ta “kendi gerçeğini görmeye hazır mısın?” diye soruyor. Çünkü sorumluluklarımızı tamamen üstümüze aldığımız bir zaman başlıyor. Oysa başkalarının koyduğu sınırlara alışmıştık. Şimdi bu alışkanlıkları, engelleri yıkmak için gerekli güce sahibiz peki cesaretimiz var mı?

Bu dolunayın manasını anlatan bir esma var: El-Kabid: doğru yola sevk eden, zapt eden, engelleyen, dilediğine darlık veren. Sanki ruhumuz daralıyor, maddi ve manevi kaynaklarımız tükeniyor gibi hissediyoruz. Oysa öze yani kendi çekirdeğimize dönmemiz için bu daralmayı yaşamamız, kabul etmemiz ve sabretmeyi bilmemiz ama vazgeçmememiz gerekiyor.
Sen adli (adaleti) zulüm sanma
Teslim ol, oda (ateşte) yanma
Sabret sakın usanma
Mevlam görelim neyler
Neylerse güzel eyler
Her şerde bir hayır, her hayırda bir şer vardır. İşte bu tutulma bunu anlatır. Nasıl ilimde genişlik, cehalette daralma varsa; sabırda da ferahlık, endişede darlık vardır. Darlığı gör ama ferahlığın geleceğine de inan. Zaman seni inandığın şeyler konusunda haklı çıkaracak. Yeter ki iplerinden kurtulduğunda gideceğin yolu ve yönü iyi seç. Çünkü dört nala gideceksin. Karlı yollardan, nehirlerden geçeceksin, ellerinde yular seni yakalamak isteyenler olacak.. Yanında senin gibi dört nala koşanları göreceksin, yalnız değilsin.. Ama unutma tüm duygular gibi cesaret de korku da bulaşıcıdır. O nedenle dikkat et ki yanında koşanlar korkularının esiri olanlar olmasın.
Son olarak; Güneş tutulmaları ışığın kesildiği, karanlık ve soğuk zamanlardır. Oysa biliriz ki Güneş tekrar aydınlatacak etrafı, eminiz ki yine ısınacağız. Siz de ışığınızı hiç kaybetmeyin, umudunuzu da .. Öze dönüş yakındır..
Sevgiler..

